• Tamer Gerek

Titreşimimizi Arttırmak Ne Anlama Geliyor?


Titreşimimizi/frekansımızı arttırmak veya yükseltmek tabiri, çoğu insanın bilmeden kullandığı, söylemesi "moda" haline gelen ve literatürümüze girmeyi başaran çağdaş kelimelerden biridir. Fakat arkasında yatan gerçek anlam, çok daha büyük ölçüde derinlik barındırdığını, tüm evrenin işleyişini, hayat içeren bütün organizmaların ve böylece de kendimizin de çalışma prensibini anlamanın da olduğunu belirtmek isterim.

"Her şey titreşimdir" -Albert Einstein

"Titreşimlerin Sırrını Çözen Kainatın Sırrını Çözer" - Nikola Tesla

Gelelim şimdi, zeka seviyesi ve entellektüellik anlamında en ileri derecelere ulaşmış, herkesin bildiği bu iki değerli ismin söylemiş olduğu ve yüksek ölçüde benzerlik taşıyan sözlerinin içeriklerine;

Neden her şeyin titreşim olduğunu, veya titreşim kelimesinin arkasında nasıl bir anlamı barındırdığını, çok fazla bilimsel terim ve atom fiziğinin uçsuz bucaksız dünyasına girmeden olabildiğince basit bir örnekle açıklamama izin verin.

Evren yasası, her şeyin kendi titreşime sahip olduğunu belirtmektedir. Doğadaki her madde ve partikül farklı frekanslarda titrer, hatta kuantum fiziği, tüm evrenin belirli titreşim/vibrasyon skalasında olduğunu tanımlar. Bilimsel araştırmalar, vücudumuzun farklı bölümlerinin kendi sonik imzaya sahip olduğunu kanıtlamıştır. Örneğin, kalp hücrelerinin titreşim frekansı veya akciğerin açığa çıkardıkları frekanslar birbirinden tamamen farklılık göstermektedir.

Muhtemelen hepimizin daha okulda öğrendiği gibi her şeyin atomdan oluştuğunu ve atom partiküllerinin bir araya gelmesiyle kütle oluşturduğunu ve hızlarına, ısılarına göre gaz, sıvı veya katı hal aldığını biliyoruzdur. Atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar sürekli hareket içerisindedirler ve hızları, etkileşime girdikleri faktörlere göre değişim göstermektedir. İşte bu son derece basite indirgemiş olduğum örnekle aslında hiçbir şeyin hareketsiz olmadığını, tam tersine, sürekli hareket ettiğini aşağıdaki görselden de görebilirsiniz.

Peki tüm bunların konumuzla ne alakası var sorusuna vermek istediğim cevap, modern dünyanın hızından insan kendini diğer elementlerden değil, canlılardan hatta diğer insanlardan bile üstün görmekte olmasıdır, fakat asıl yanılgıya uğramamızın sebebi budur işte. Kendimizi üstün veya düşük görmemizdir, ama aslında hepimiz atomlardan bir araya geliriz. Herkes ve her şey birdir, düşündüğümüzden çok daha fazla ortak noktamız vardır.

Bir damla sudan farksızız...

Japon araştırmacı Masaru Emoto, insan bilinciyle, su kristallerinin moleküler yapısını etkileyebileceğini iddia etmiştir ve çeşitli denemeler gerçekleştirmiştir. Emoto'nun varsayımı yıllar içinde gelişti ve su kristallerinin moleküler yapısının olumlu veya olumsuz düşünceler, kelimeler veya müzik sayesinde değiştiğini tüm dünyaya kanıtlamayı başarmıştır.

"1994 yılında, suyu dondurup mikroskopla gözlemleme fikri geldi aklıma. Bu yöntemle, kar tanesine benzer bir şekil görebileceğimi düşündüm. İki aylık deneme yanılma sürecinden sonra, bu fikre inancımdan kaynaklanan sabrım meyvesini verdi. Muhteşem parıltıya sahip kar tanelerine benzer hexagon - altıgen - şeklindeki kristalleri, geliştirdiğim yöntemle mikroskop altında görülebilir hale getirdim. Araştırmamın başında elde ettiğim bu başarıyla ben ve laboratuvardaki personelim bu deneyi daha derinleştirmeye karar verdik."

"Araştırmanın ikinci etabında musluk suyunu, nehir suyunu, ve göl suyunu inceledik. Musluk suyundan veya büyük şehirlerin çevresinde bulunan göllerden, nehirlerden güzel su kristalleri gözlemleyemedik. Ancak, yerleşim yerlerinden uzak nehir veya göllerden göz alıcı ve hepsi birbirinden farklı olacak şekillere sahip donuk su kristalleri olduğunu keşfettik."

"Bundan sonra ise farklı su kristallerini, "seni seviyorum" veya "teşekkür ederim" gibi olumlu sözcükler, diğer yandan ise "senden nefret ediyorum" veya "seni öldürmek istiyorum" gibi olumsuz sözlerle farklı şartlara maruz bıraktık ve donuk su kristallerinin ne tepki vereceğini gözlemledik." şeklinde açıklama yaptı.

Araştırma olağanüstü sonuçlandı, aşağıdaki örneklerden farklı kelimelere mağruz kalan su kristallerinin şekillerini siz de görüp karar verin;

Resim örneklerinde görmüş olduğunuz gibi, uzun süre söylenen bir sözcüğün, donmuş bir su kristalinin bile yapısını tamamen değişmesine sebep olabilmektedir. Her gün olumlu sözcükler söylenen donuk su kristalleri zamanla şekil değiştirmeye başlamıştır ve yapısı daha göz alıcı hale gelip tamamen değişmiştir. Öte yandan olumsuz kelimelere maruz kalan su kristallerinin yapısı zamanla tamamen bozulup kar tanesine benzemektense yapısı bozuk bir atom tanesine dönmüştür.

Durum insana gelince de dışsal etkenlerden en az bu kadar değişikliğe uğrar yapımız, örneğin bir insanın yüzünden, her gün duyduğu sözleri ve stres seviyesini kolayca tahmin edebiliriz.

Mesela bir ülkeyi yöneten politikacının yüzü, her gün yaşadığı stres ve baskıdan dolayı zaman geçtikçe ne kadar değiştiğini ve yaşlandığını görebilirsiniz.

Fakat insanları eğlendirmekle, konserlere çıkıp şarkılarına dans eden hayranlarının sevgi sözcüklerini duymakta, yeni besteler üretip kendi yaratıcılığıyla geçimini sağlamakla meşgul ve stres oranı çok daha düşük seviyelerde olan bir şarkıcının veya bestecinin yıllar geçse de yüzünün neredeyse aynı kaldığını açıkça görebiliriz.

Duyduğumuz kelimelerin - titreşimlerin - niteliğine göre insan bedenine de etki ettiğini ve gözle görülebilir ölçüde fark yarattığını görebilirsiniz.

Sunmuş olduğum tüm bu bilgileri de göz önünde bulundurarak sizlere şunu söylemek istiyorum;

Lütfen kelimelerinizi çok dikkatli seçin ve bir insana veya herhangi bir canlıya "senden nefret ediyorum!" demeden önce iyice düşünün, çünkü kelimelerin gücü düşündüğünüzden çok daha güçlü, ve hasar vericidir.

Özellikle de ebeveynlere seslenmek istiyorum bu konuda, çünkü bir çocuğu dünyaya getirip gelişimini tamamlayana kadarki sürecin ne kadar zaman aldığını, sabır ve hoşgörü gerektirdiğini ve bazen annenin veya babanın sabrı tükenebileceğini tabii ki kabul ediyorum ve anlıyorum.

Fakat o sabır bitince "Senden nefret ediyorum!" veya "Aptalsın!" gibi sözler ne olursa olsun söylemeyin, çünkü söylediğiniz kelimelerin ileride, kendi çocuğunuza nasıl bir şekil verebileceğini artık siz de tahmin edebilirsiniz...

Referanslar:

- https://www.livescience.com/37206-atom-definition.html

- https://www.nyu.edu/pages/mathmol/textbook/atoms.html

- https://education.jlab.org/qa/electron_01.html

- http://www.masaru-emoto.net/english/water-crystal.html

Spiritüalizmde Bu Hafta

Copyright © 2016 Galaktik Haber Tüm Hakları Saklıdır.