• Tamer Gerek

Alkol Tüketiminin Beynimize Verdiği Zararları


Alkolün Zararları

Toplumumuzda alkol tüketiminin öylesine kabul görmüş ve kökleşmiş bir kültürü vardır ki, zararlarından haberdar olduğumuz halde bu gerçekleri yok sayıp, sağlığımıza sayısız tehdit oluşturduğunu, düşünce yapımızı bile değiştirdiğini bile umursamamaktayız.

Yürümekte zorluk çekmek, bulanık görmek, reaksiyon sürelerinin yavaşlaması, hafızada bozukluk gibi etkilerden yola çıkarak alkolün kesinlikle beyne etki etmekte olduğunu anlayabiliriz. Alkol tüketen kişi bu belirtilerin bazılarını yalnızca bir veya iki bardak içki içtikten sonra bile hissedebilir, fakat daha fazla içmeyince kısa bir süre içinde bu belirtiler kaybolur.

Fakat, uzun bir süre yoğun bir şekilde alkol tüketen kişi, tamamen ayıldıktan sonra bile bu maddenin zararlarını yaşamaya devam etmektedir. Uzun süre yoğun alkol tüketen bir insan zararlarını ilk etapta hafif hafıza kaymalar ve bozukluklar şeklinde başlayarak ilerleyen süreçlerde, geri çevirmesi oldukça zor fiziksel ve mental sorunlara yol açmaktadır.

Hiç şüphe yoktur ki, içki içmek eğlencelidir ve zararsız olduğu düşünülebilir fakat ne kadar enteresandır ki, ortalama eroin kullanımından genel olarak yılda 30.000 insanın, alkol tüketiminden ise 3.3 milyon insanın hayatını kaybetmesine rağmen alkol hala yasaldır, ve uyuşturucu maddeler kadar tehlikeli olabileceği kabul edilmemiştir. 2017 Temmuz ayında BMJ isimli tıp dergisinde yayınlanan araştırmada, alkolün beyni nasıl etkilediği ayrıca beynin belirli kısımlarına kalıcı zarar verdiği de kanıtlarla sunulmuştur.

Yapılan araştırmada, alkol kullanımının beynin belirli kısımlarını nasıl etkilediğine dair detaylı bir inceleme yapılmıştır.

Hipokampus

Araştırmada beyindeki etkilerini ortaya çıkartmak amacıyla, alkol kullanan 550 kadın ile erkeğin 30 yıl boyunca beyin yapısı ve fonksiyonları ölçülmüştür. Ortaya çıkan sonuç ise, tüketilen alkol miktarına göre anılarımızı kaydetme işlevinden sorumlu beynin hipokampus bölgesinin körelmesi ve zamanla işlevinde tehlikeli bozukluklar yaşanmasıdır. En yüksek risk grubunda olanlar ise, haftada 17 bardak akollü içecek ve üstü tüketenlerdir, fakat daha az miktarları tüketen insanlarda da belli bir süre sonra fark edilir boyutlarda değişiklikler fark edilmiştir.

Hipokampus, vücudun limbik sistemini ve hafızasını düzenleyici önemli bir rol oynar; bu nedenle sarhoş olan bir insanın, konuşma bozukluğu, yaşadıklarını hatırlamaması veya bayılması bu yüzden olmaktadır.

Bazı faktörler, alkolün beyni nasıl ve ne ölçüde etkilediğini göstermektedir;

- Ne kadar ve ne sıklıkla alkol tüketildiği

- Alkol tüketimine başlayan kişinin yaşı ve ne kadar süredir içtiği

- Kişinin yaşı, eğitim düzeyi, genetik geçmişi ve ailesindeki alkolizm olup olmaması

- Kişinin genel sağlık durumu

Bu çalışma, düzenli olarak içki tüketenlerin hipokampus sistemlerindeki fonksiyonlarının bozulduğunu, ve alışkanlık devam ettikçe daha tehlikeli boyutlara ulaştığını kanıtlamaktadır.

Alkol başta olmak üzere, nikotin, marihuana gibi maddelerin tüketildiğinde beynimizin çok yoğun oranda serotonin salgılamasına sebep olmaktadır. Bundan dolayı alkol içen veya sigara kullanan insanların rahatlaması için bu maddelere ihtiyaç duymaktadırlar. Fakat alışkanlık devam ettikçe vücudun hormon dengesi bozulur ve bu maddeler olmadan zihinsel sağlığımızın hayati fonksiyonlarından sorumlu hormonlar salgılanmamaktadır, ve bundan dolayı da bağımlılık başlar.

Fakat bağımlılık başladığını bir çok kişi yıllarca farkına bile varmamaktadır, daha sonra ise kabul etmemektedir. Sorunun başladığı ve gerçeklerle yüzleşme evresi ise alıştığı maddeyi hastalık, yoğun iş temposu vs. durumlarında gerçekleşir. Bu noktadan sonra ise inanılmaz bir azim ve kararlılık gerekir, fakat bir çok kişi kendine göre son derece açıklamaların arkasına saklanarak yüzleşmekten genellikle fizyolojik sorunlar başlamadan kaçınır.

Benim şahsi görüşüm tabii ki her alışkanlık yapan maddeden uzak durmaktır fakat her insanın özgür iradesi doğrultusunda kendi kararını vermesi gerektiğini ve devlet yöneticilerinin seçtikleri bazı maddeleri yasa dışı kategoriye yerleştirip yine aynı özellikleri taşıyan seçtikleri maddelerin ise yasal olup her markette ulaşılabilir olması özgür ve demokratik politik ilkeler doğrultusundaki yönetim biçimiyle paradoks oluşturduğunu düşünüyorum.

Referans:

- https://pubs.niaaa.nih.gov/publications/aa63/aa63.htm

Spiritüalizmde Bu Hafta