• Tamer Gerek

Üçüncü Göz


Üçüncü göz olarak da adlandırılan epifiz bezi, insan, ve daha bir çok memeli hayvanın beyninde yer alan bir endokrin salgı bezidir. 8 mm büyüklüğünde olan epifiz bezi grimsi kırmızı renktedir ve iki beyin lobu arasında yer alır.

Araştırmaların sonucunda ulaşılan bilgilere göre, önemi kesinlikle küçümsenmeyecek salgı bezi; uyku düzeni, uyanma ve mevsimsel değişikliklerden sorumlu olan melatonin hormonunu salgılamaktadır. Epifiz bezi bunun yanı sıra sindirim ve açlık hissini düzenlemektedir, depresyon, migren, hiper aktivite, insülin direnci gibi, temelinde "mutluluk hormonu" olarak da bilinen serotonin hormonunun salgılanmasından sorumlu olan hayati öneme sahip salgı bezidir. Fakat sadece bilimin bize sundukları veriler dışında epifiz bezinin bilimsel değerlerinin yanı sıra oldukça fazla spiritüel değeri olan da bir parçamızdır. Gelin şimdi zaman çizelgesine uygun sıralamada izini sürebileceğimiz tarih boyunca epifiz bezinin medeniyetler tarafından bizlere geriye bıraktıkları miraslarını inceleyelim.

Sümerler, sayısız konuda oldukları gibi bu konuda da bir öncü rolü oynamaktadırlar ve epifiz bezini çam kozalağına benzettiklerini, Sümer tanrısı Marduk'un elinde olan çam kozalağının olması gibi daha bir çok sanat eserinde bulabiliriz.

Binlerce yıl önce Nil nehri kenarında yerleşmiş ve insanlık tarihinin en gelişmiş medeniyetlerinden biri olan antik Mısır uygarlığı, epifiz bezinin önemini geriye bıraktıkları sayısız hiyeroglif ve sanat eserlerinde de izlerini sürebiliriz. İleri düzey astronomi, mühendislik, mimari ve tıp gibi bilgileri arasında Mısırlılar, dini ve spiritüel bilgilere de eşit derecede önem vermişlerdir.

Ne ilginçtir ki, mısır "tanrısı" olarak bilinen Horus'un gözünü incelediğimizde epifiz beziyle inanılmaz bir benzerliği olduğunu fark edeceksiniz.

Horus'un gözü korunmayı, kraliyet gücünü, ve sağlığı simgelemektedir.

Ayrıca Mısır medeniyeti, ileri düzey bilgilere sahip olduklarını, bizlerin ancak yaklaşık 80 yıldır keşfettiğimiz beden dışı deneyimlerin epifiz bezinde salgılanan DMT molekülünün salınımıyla da mümkün olabileceklerini keşfedip örneğin, halüsinojenik etkilere sahip Nymphaea caerulea veya mavi lotus olarak da bilinen bitkiyi tüketip manevi deneyimler yaşadıklarını ve zihnimizin sınırlarını ölçmeye çalıştıklarını bıraktıkları eserlerle kanıtlamışlardır.

Batı ve Doğu din gelenekleri veya çeşitli felsefelerde de, kör edici beyaz ışıkla birlikte spiritüel idrak etmeyle bağdaştırmaktadırlar. Bu "aydınlanma" genellikle çeşitli spiritüel, psikolojik veya etik gelişme yoluyla bilincin ilerlemesinin sonucu olduğunu belirtmektedirler.

Aydınlanma yaşayan kişi, epifiz bezinin yoğun çalışmasını deneyimlemekte olabilir mi?

Her türlü inanış, gelişim sürecini ve aşamalarını tarif etmektedir. Örneğin musevilikte hayatın çalışma şeklini açıklayan bir öğreti olan Kabala öğretisinde, bilincin sefirot sayesinde ilerlediğini, enerji merkezinde en yüksek noktada olan "Keter" isimli enerji merkezinden söz edilmektedir.

Doğu'da budizm geleneğinde de, bu enerji merkezlerine neredeyse aynı şekilde sıraya dizilmiş biçimde sadece ismi farklı olan çakra denir ve yine enerji akımlarında bahsedilir. En yüksek çakra burada taç çakra olarak da adlandırılır. Her iki gelenekte de, sefirot veya taç çakranın yeri anatomik olarak kafatasın orta üst bölgesinde yani epifiz bezinin olduğu yerde olması tesadüf değildir.

Beynin tüm bölümlerinin çift olmasına rağmen, örneğin sağ ve sol frontal loblar, ve yine beynimizin sağ ve sol tarafında karşılıklı yer alan temporal loblar olmaktadır. Fakat epifiz bezinin çift olmaması beynin tüm merkezinde yer alması benzersizdir. Beyindeki tek eşi olmayan organ olan epifiz bezi yaklaşık 6000 yıldır anatomik bir ilgi konusu olmuştur ve olmaya da devam etmektedir.

Batı'da 1600'lü yıllarda, René Descartes'in müthiş bulguları sayesinde epifiz bezini tanıma hakkında bir adım daha yaklaşmışızdır.

"Düşünüyorum öyleyse varım" diyen Fransız filozof ve matematikçi, düşüncelerinin bir çıkış kaynağı olduğunu düşünmüştür. İç gözlemi sayesinde aynı andan sadece bir tek şeyi düşünebileceğinin farkına varmıştr. Beynin tam olarak hangi bölgesinden tekli düşünceler ortaya çıkabileceğini düşünen Descartes tekli olan epifiz bezinden düşüncelerin ortaya çıktığının sonucuna varmıştır. Ünlü filozof, epifiz bezinin spiritüel ile fiziksel bağların köprüsü görevi gördüğünü ve "ruhun oturduğu yer" olduğunu öne sürmüştür. Vücut ile ruhun burada kesiştiğini, iki taraflı olarak birbirlerini etkilediklerini düşünmüştür.

Descartes gerçeğe ne kadar yaklaşmıştır? Epifiz bezi hakkında gerçekten ne kadar bilgiye sahibiz?

Vatikan'da da semboller halinde yine karşımıza çıkmaktadır, hatta Vatikan meydanında yer alan devasa büyüklükteki çam kozalağının yer alması hristiyanlık için de ne kadar büyük bir önem taşıdığını kanıtlamaktadır.

Ayrıca daha sonra ayrı bir konu olarak detaylı bir şekilde inceleyeceğimiz "ruh molekülü" olarak bilinen ve ölüm ile doğum anında yüksek bir oranla salgılanan molekül yani DMT'nin üretiminden de sorumludur. Ünlü doktor psikofarmakoloji uzmanı olan Dr. Rick Strassman'ın DMT ve epifiz bezi hakkında kapsamlı araştırmalarını okumanızı tavsiye ederim.

Epifiz bezine ilgi duymuş 1923 doğumlu Stephen Szára isimli kimyager ve psikiyatrist, farmakoloji alanına son derece büyük katkıları olmuştur. Szára, 1950'lerde gönüllü deneklerle DMT maddesiyle çeşitli deneyler yapan ilk kişi olmuştur. Kendi laboratuvarında elde etmiş olduğu DMT maddesini deneklerine enjekte ederek astral bedenlerinin farklı boyutları ziyaret ettiklerini ve çeşitli varlıklarla iletişime geçtiklerini rapor etmişlerdir.

İnsan bedeni gerçekten mucizevidir, ancak bedenimiz ve ruhumuzu tam olarak senkronize etmeyi kavradığımızda ve teraziyi dengede tuttuğumuzda, neler yapabileceğimizi biz bile idrak etmekte güçlük çekeceğiz...

Referanslar:

- DMT: The Spirit Molecule (Dr. Rick Strassman)

- https://plato.stanford.edu/entries/pineal-gland/

- https://grahamhancock.com/cassaror2/

- http://www.ancient-wisdom.com/sumeria.htm

- Kabala Bilimi (Michael Laitman)

- http://www.umm.edu/health/medical/altmed/supplement/melatonin

Spiritüalizmde Bu Hafta

Copyright © 2016 Galaktik Haber Tüm Hakları Saklıdır.