• Tamer Gerek

Göbeklitepe, bir kuyruklu yıldızın nasıl dünyaya çarptığını doğruluyor!


Göbeklitepe

Antik taş oymaları, yeryüzüne yaklaşık M.Ö 11.000'de bir kuyruklu yıldızın çarparak mamutları yok ettiğini ve medeniyetin yükselişine yol açan yıkıcı bir olay gerçekleştiğini doğruluyor.

University of Edinburgh'ta görev alan uzmanlar, Şanlıurfa yakınlarında yer alan Göbeklitepe'de taş direklere oyulmuş gizemli hayvan sembollerini analiz ederek takımyıldızlarla bağlantılı olabileceklerini keşfettiler.

Oyuntular ve işaretler, dünyaya meteorun çarptığı sırada, küçük çaplı bir buzul çağını da beraberinde getirerek, insanlık tarihinin tüm gidişatını değiştiriğini göstermektedir. Mühendisler tarafında yapılan araştırmalar sonucunda, hayvan figürlerinin aslında takımyıldızları ve kuyruklu yıldızları sembolize eden astronomik semboller olduğunu keşfettiler.

Bu fikir, ilk başta insanlık tarihi ile ilgili oldukça önemli bulgulara ulaşan yazar ve tarih araştırmacısı Graham Hancock'ın yazdığı "Tanrıların Parmak İzleri" isimli kitabında öne sürülmüştür.

Yıldız Haritası

Takımyıldızlarının binlerce yıl önce, Türkiye'nin üzerinde tam olarak nerede yer aldığını göstermek için bir bilgisayar programı kullanılarak, kuyruklu yıldızın çarptığı zaman, buzul çağı sona ermiştir ve kuzeyden eriyen buzullar güneye doğru kayarak geniş alanları kaplamışlar ve tarıma elverişli düzlükler bataklık haline dönüşmüşlerdir. Sonra yeniden soğuma ve ısınmanın ardından, günümüzden 11,000 ile 10,000 yıl öncesinde 1,000 yıllık çok hızlı bir soğumanın yaşandığı döneme jeologlar "Younger Dryas" adını verdikleri döneminin, M.Ö. tam olarak 10950 yılında başladığını, Grönland'ta yer alan buz katmanlarındaki verilerden de tam olarak saptamışlardır.

"Younger Dryas" veya "Daha Genç Dryas" olarak adlandırılan dönem tarımın ve Neolitik Çağ medeniyetlerinin ortaya çıkmasının tarihiyle kesiştiğinden dolayı, insanlık için hayati bir dönem olduğu kabul edilmektedir. Çarpmadan önce geniş arpa ve yabani buğday bölgeleri, göçebe avcılıkla uğraşan insanların Orta Doğu'ya yerleşmelerine imkan sağlamıştır.

Fakat zorlu iklim koşullarından dolayı toplulukların birlik olmak zorunda kalıp, ekinleri işleyebilmek için sulama ve yeni ekin biçme yöntemleri keşfetmek gibi farklı teknikler geliştirmeleri gerekmiştir. Böylece tarım başlayarak, ilk kasabalar ortaya çıkabilmiştir.

Araştırmacılar, bu oymaların binlerce yıl Göbeklitepe halkı için son derece önemli kaldığını, soğumanın ve yaşanan çarpmanın muhtemelen çok önemli sonuçları olduğunu öne sürmektedirler.

Araştırmayı yöneten Edinburgh Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden Dr. Martin Sweatman, "Araştırmanın yanı sıra, Kuzey Amerika kıtasındaki son zamanlarda incelenen toprak örneklerinde keşfedilen antik zamanlara ait, yaygın bir platin anomali bulgusu ile birlikte bu araştırmanın genel hatlarıyla teorinin kanıtlandığını söyleyebiliriz" şeklinde açıklama yapmıştır. " Göbeklitepe görünüşe göre sadece bir tapınak değil, gözlemevi olarak da kullanılmıştır."

"Direklerden biri, muhtemelen buzul çağının bitiminden bu yana, tarihte en yıkıcı olayın bir anıtı gibi görev görmekteydi."

Göbeklitepe

Göbeklitepe, İngiltere'de bulunan Stonehenge'in yaklaşık 6000 yıl daha eski olduğunu ve böylece dünyadaki en eski tapınak olduğu düşünülmektedir.

Araştırmacılar, resimlerin yıkıcı bir olayın kaydını tuttuğunu, bulunan oymaların arasında bir kafasız bir adam figürünün bulunması, bu yaşanan olayı simgelediğini ve dünyadaki insan kayıplarını sembolize ettiğini düşünmektedirler.

Direklerdeki sembollerin ayrıca dünyanın dönüş eksenindeki uzun vadeli değişimlerinin de bu ilkel yazı şekliyle kaydedildiğini, ayrıca Göbeklitepe'nin meteor ve kuyruklu yıldızları izlemek için gözlemevi görevi gördüğünü de belirtmektedirler.

Ayrıca bulgular, dünyaya belli zaman aralıklarıyla meteor çarptığından dolayı farklı dönemler yaşandığını ve gezegenimizin kuyruklu yıldız yağmurunun yörüngesiyle kesişmesinin de teorisini de desteklemektedir.

Ancak Dr. Sweatman, arkeolojik kayıtlarda bulunan, veya ileride bulunabilecek bazı astronomik kayıtların, Göbeklitepe'den bile daha eski olduğunu düşünmektedir.

Mağara

"Pek çok Paleolitik Çağ'dan kalma mağara boyamalarının da benzeri hayvan simgelerinin, tekrarlanan sembollerin olduğunu, ve astronominin çok daha eskiye dayalı bir bilim dalı olduğunu kanıtlıyor."dedi.

Gökbilimcilere göre, bu dev kuyruklu yıldızın güneş sistemimize 20 ila 30 bin yıl önce girdiğini hesaba katarsak, gece gökyüzünün oldukça görkemli bir parçası olduğunu, ve antik insanların bu sebepten dolayı da çok önem verdiklerini düşünebiliriz.

Referanslar:

- Akdeniz Arkeoloji ve Arkeometri dergisi

- http://www.telegraph.co.uk/science/2017/04/21/ancient-stone-carvings-confirm-comet-struck-earth-10950bc-wiping/

Spiritüalizmde Bu Hafta