• Tamer Gerek

Sanatçı Gerçekten De Aramızda!


Marina Abramovic

Marina Abramovic, bana göre sanat tarihindeki en üretken en cesur ve en derin ruhani deneyime sahip yaşayan sanatçılar arasında olan bir isimdir.

Zagreb ve Belgrad Güzel Sanatlar Akademesinde eğitim görmüş sırp performans sanatçısı olan Marina Abramović 1960'larda ortaya çıkan vücut sanatı akımının önemli bir temsilcisidir. Bedenini zaman zaman sadece bir sanatsal obje gibi kullanan sanatçı, bir çok sanat eleştirmeni tarafından gelmiş geçmiş en cesur sanatçı olarak nitelendirmektedirler.

Bir taraftan gerçekleştirdiği birbirinden ilginç ve aslında çok derin anlamları olan performanslarıyla, öbür taraftan ise Ulay ile ilişkisinde yaşadığı, ve hala sindirmeye çalıştığı sorunlarından dolayı çalkantılar yaşarken, kimi zaman kendini, sergilediği sanatın akışına bırakıp tüm ilgileri üstüne toplayıp insanların takdirini en sonunda almayı ve kabul edilmeyi başarmıştır.

Marina bir röportajında şöyle açıklamıştır: "İlginç olan nedir biliyor musun? İnsanlar 40 yıldır deli olduğumu ve akıl hastanesinde olmam gerektiğini düşündükten sonra, sonun da beni gerçekten takdir ediyor. Ciddiye alınmak uzun zaman alıyor. 10 yıldır katlanamadığım tek bir soru var bunun neresi sanat? Yani başladığım zamanlar sürekli bunu sorarlardı. Ve gerçekten katlanamazdım şimdi o soruları bile özlüyorum. Performansta ruhani açılımlar önemlidir…"

"Sanatçı Aramızda" isimli filminde ilk etaplarında hayatını ele almaktadır, ikinci etabında ise, New York'taki MoMA'da (Modern Sanatlar Müzesi) sergilediği "Sanatçı Aramızda" adı altında yürüttüğü sergide daha önceden hiç bir sanatçının cesaret edemediği şeyi yaptı: Sergi süresi boyunca, açılıştan kapanışa kadar serginin bir parçası oldu.

Marina Abramovic

Amacı sergisine gelen insanlarla gözlerine bakıp sanatçıyı canlı olarak görmeleridir, fakat tabii ki tek anlamı bu değildi serginin. Bir insanın gözlerine uzun uzun bakmak çok daha derin spiritüel bir anlam taşımaktadır, ve bunu sergisine katılıp saatlerce kuyrukta bekleyen insanlar, sanatçının karşısına geçip gözlerine baktıktan sonra şaşkınlıkla deneyimlemektedirler. İnsan net olarak karşısındaki insanın gözlerine bakınca karşıdaki insanın en saf en doğal halini görebilir, ego dediğimiz kabuğun ötesini görme fırsatı elde eder insan, çünkü sözler yetersizdir bir insanı yargılamak için, bazılarımız ise kendi yansımasını görerek aslında ne kadar çok ortak noktamız olduğunu, hepimiz bütünün bir parçası olduğunu görebilir.

Sanatçı Aramızda

Marina Abramovic'in gözlerine bakan pek çok kişi ağlamaya, veya anlamsız gülümsemeye başlamıştır, ve böylece bu serginin aslında direkt olarak insan bilinciyle iletişim kurulmak istendiği anlaşılmıştır, ne kadar ileri düzey bir deney olduğunu sevenlerine kanıtlamıştır. Ancak Marina Abramovic'in de beklemediği biri karşısına çıkar; Ulay. Yıllarca hayatını bir karavanda geçirdiği ve sanatlarını icra etmeye çalıştığı 12 senelik eski hayat arkadaşıydı.

Marina Abramovic ve Ulay

"Herkesin gözünde müthiş sanatçı bir çifttik. Ve herkesin aklında mükemmel bir resim vardı. Aslında Ulay durumundan hiç memnun değildi. Ürettiklerimiz iyileştikçe, ilişkimiz daha da kötüye gidiyordu. Sonra onun ilgi alanları değişmeye başladı. İçki içmeyi, uyuşturucu kullanmayı denemek istedi. Benim için zor kısmı ise sadakatsiz bir insan haline gelmesiydi. Çin seddindeki yürüyüş için gereken izni almamız sekiz yıl sürdü, birkaç defa Çin’e gitmek zorunda kaldık ve birlikte olduğu kadın oradaki çevirmenimizdi. Performans sona erdiğinde o kadının hamile olduğunu söyledi. Ve bana ne yapmalıyım? diye sordu. Ne mi yapmalısın? dedim. Ben gidiyorum sen ne istersen yap. Sonra da evlendiler. İlişkimiz kadın erkek iş bölümü içeren bir şekilde yürürdü. Dış dünyayla ilgili her şeyi o hallederdi. Bense çamaşır, temizlik, yemek ve köpekle ilgilenirdim. Boşandığımızda bir banka hesabımın olmadığını fark ettim. Para işleriyle ne yapacağımı bilemiyordum. Her şeyi sıfırdan öğrenmek epey zor oldu. Ulay’dan ayrıldıktan sonra hayatımın en dramatik dönemini geçirdim. Günlüğüme şöyle yazdığımı hatırlıyorum. 40 yasındayım, şişmanım, çirkinim ve arzulanmıyorum. Tanrım, hem sevdiğim adamı hem işimi kaybettim. Çünkü birlikte çalışıyorduk geriye hiçbir şey kalmamıştı, boşluk… Ve bunun ya yeni bir başlangıç olacağını düşündüm ya da tamamen dibe batıp depresyona gireceğimi düşündüm." şeklinde açıklama yaptı.

Marina Abramovic ve Ulay

Eski hayat arkadaşının gözlerinin içine baktıktan kısa bir süre sonra sanatçı göz yaşlarına boğularak, kendini filmin derinliklerine bırakan seyirci de duygularına hakim olmaya çalışarak filmin hem sanat dalında hem de kişisel gelişim konularında bilgi sahibi olanların, yapıtın nasıl bir derinliği olduğunu ve vermek istediği mesajın anlamına ulaştığını fark etme noktasına gelirler.

Bu filmi izlemenizi mutlaka tavsiye ederim, çünkü alışıldık bir sanatçının klişe bohem hayatını yansıtmamaktadır, kendi kişisel gelişiminize mutlaka katkıda bulunacağı ve insanın aslında konuştuğu sözlerden, ve birbirimizin sosyal medya hesaplarına göre yargılamaktan belki de artık unuttuğu oldukça basit, ve ilkel bir eylemin önemini hatırlatır; birbirimizin gözlerine bakmak.

Spiritüalizmde Bu Hafta