• Tamer Gerek

Kristaller

Zaman zaman takıcılarda, bir mağazada, veya sadece sokakta gezerken birden gözünüze çarpan, göz alıcı rengi ve duruşu olan, tasarımı doğaya ait bu mucizevi kristalleri günlük hayatımızda, sosyal ilişkilerimizde, ruh halimizi düzenlememizde, hatta sağlık alanında bile ne kadar yardımcı olduklarını gelin birlikte keşfedelim!

Kristaller

Kristallerin kullanımına ilişkin ilk tarihsel referans, sihirli formüllerde kristalleri içeren, konumu şimdiki Güney Irak olup, Dicle ve Fırat nehri arasında yer alan M.Ö. 4000 yılında kurulmuş Sümer Medeniyetiydi. Sümerler tarihleri boyunca sağlık, ve kötülüklerden korunma amaçlı olarak belirli kristalleri kullanmışlardır. Sümerlerden sonra sonra bu değerli kristalleri günlük hayatlarında sayısız faydası için kullanan antik Mısır'ı inceleyelim;

Antik Mısır medeniyeti süresince bir çok çeşit kristal kullanmıştır fakat belli taşlara özel ilgi duymuşlardır.

Mesela, Mısır firavunları tarafından çok önem verilen ve onlar için çok kıymetli taş olan "Lapis Lazuli"dir.

Yer yer mavi ve tonları arada pirinç sarısı renge kaçan, bir kaç mineralden oluşan bu taş (Kristal diyebilmemiz için tek mineralden oluşması gerekmektedir) yüzyıllar boyunca mücevher ve takılarda sıklıkla kullanılmıştır. Bunun dışında mozaik, vazo ve mücevher kutularında, hatta toz haline getirilip makyaj malzemesi olarak da bu taşı kullanmışlardır.

Mısır kültüründe adı geçen Gökyüzü Tanrıçası Isis'le güçlü bir şekilde bağlantısı olduğu inanılan Lapis Lazuli taşları, özellikle Kleopatra gibi kraliyet soyundan gelen bayanlar tarafından takılarak aydınlanmayı ve farkındalığı sembolize ettiği için kullanıldığı bir çok antik kaynak tarafından belirtilmiştir.

Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce Çin'de, sayısız hastalıklara, sorunlara, ağrı tedavilerinde kullandıkları, hatta günümüzde bile hala kullandığımız akupunktur iğnelerin ucuna kristal yerleştirdikleri bilinmektedir.

Eski Çin kültüründe, Çin tıbbı uygulamaları genellikle şifalı taşların kullanımını ile gerçekleştirilirdi. Mesela, yeşim taşı Çin medeniyetinde 9000 yıldır spiritüalizm, saflık, temizlik, sağlığın sembolü olarak kullanılmasına rağmen hala unutulmamış, tam aksine günümüzde de hala bir çok insan şans, bolluk, ve bereket getirdiğine inandıkları için kullanırlar veya evlerinde mutlaka bulundururlar.

Antik Hindistan kültürünün de kristallerle ilgili çok zengin bir kaynağı var. Çakra (enerji merkezleri) sisteminin doğuş yeri olup, vücudumuzun belli bölgelerine yerleştirip iyileşmemizi, meditatif hale daha kolay ulaşmamızı, şifa bulmamızı sağlayan çok eski ve temel bir bilgidir. M.Ö. 400 yılı gibi erken bir tarihte yazılan astrolojik belgeler, gezegenlerin konumlarının olumsuz etkilerini gidermek için çeşitli taşların gücü hakkında ayrıntılı gözlemler içermektedir.

Taşlar, büyük manevi ve duygusal güçlere sahip olduklarına inanılırdı. Mesela, sedefimsi mavi bir taş olan aytaşı, kutsal bir taştır ve sevgiyi uyandırdığına

inanılıyordu. Oniks taşı ama tam aksine, geçmişte yaşadığımız ilişkilerimizi veya negatif bir etkileşimi serbest bırakmaya yardımcı olduğu için kullanırlardı.

Konu ama yakut taşına gelince Hint kültüründe, en önemli taş pozisyonunda olup "değerli taşların kralı" olarak kabul ediliyordu.

İnsanlarla kristaller arasındaki bağlantıyı ayrıca Hindu Vedas (Hindu kutsal metinleri)'lardan da izini bulabilirsiniz.

Antik Yunan medeniyetinin de kristallerle ilgili oldukları hatta bazı ilginç ve farklı kaynakları, inanışlar bulunmaktadır;

Örneğin, ezilmiş hematit taşını savaşa girmeden önce onları yenilmez hale getirdiği fikriyle genellikle askerlerin bedenlerine sürülürdü. İlginçtir ki, 'kristal' kelimesinin Yunanca 'krustullos' kelimesinden - 'buz' anlamından geldiği düşünülmektedir - ve 1500'lü yıllara kadar birçok insan, açık kuvars kristalleri gibi taşların, göklerden gönderilen ebedi buz olduğuna inanıyordu. Ametist'in mitolojik öyküsü ise, Tanrı Dionysus ve Tanrıça Diana'nın öyküsünde hayati bir rol oynamaktadır ve sözcüğün "ayık" veya "sarhoş değil" Yunanca tercümesi olduğu söylenmektedir.

Günümüzde peki şıfalı taşlar hakkında neler düşünüyoruz?

Modern dünyamızda artık, evrendeki her şeyin/varlığın kendi titreşimi ve frekansı olan enerji biçimleri olduğunu biliyoruz.

Nikola Tesla, bu kavramı evreni anlamanın anahtarı olarak ilan etti ve bazı enerji türlerinin rezonansını nasıl değiştirebileceğini kanıtladı. Bu kavram ve anlayış sayesinde, günümüzde de kristalleri ve taşları vücut hücrelerinin iyileşmesinde, ağrıların ve hastalıkların tedavisinde şifacılar tarafından "ilaç" olarak şifa kaynağı olabilmesi ve daha bir çok çeşit konuda modern, günümüz insanına da olanak ve güven sağlamıştır.

Günümüzde bile, artık bir çok insan evine/iş yeri mutlaka bir kristal veya doğal mineral içeren bir aksesuar bulunduruyor, sizce sırf "güzel durduğu" veya "moda" olduğu için mi beğenip aldığınızı düşünüyorsunuz yoksa bu hislerden daha derin bir şey olduğunu siz de sezmeye başladınız mı?

"Yaşam yalnız geriye doğru anlaşılabilir. Ama ileriye doğru yaşanmaktadır." -Soren Kierkegaard

Spiritüalizmde Bu Hafta